İlginç Zamanlarda Yaşayasın 2!

İlginç Zamanlarda Yaşayasın 2!
Reklamlar
Reklamlar
Reklamlar

Neye dönüşmek istiyoruz? 

Yazıya bir soruyla başladım ki ben yazdığım sürede bu soruya odaklanacağım belki sizler de yazı boyunca okurken bunu düşünürsünüz. Bu soru aslında bir insan geliştirme (human enhancement) sorusuymuş. Muhtemelen çok azımız bu soru üzerinde dururuz. Soruyu görünce hiç irkilmeyenler daha önce hiç düşünmemiş kişiler olacaktır.

İnsanlık tarihinden bu yana her zamankinden sorumsuz olduğumuz bir noktayız erişebiliyoruz ancak tatmin olamıyoruz. Dün bana oldukça ilginç gelen bir istatistiğe denk geldim ilginç geldi çünkü yaşağımız dönemin her ne kadar belirsiz karmaşa ve kaostan ibaret olduğunu düşünsem de bu denli insanları sürüklediği noktanın farkında değildim belki. Geldiğimiz noktada en azından cinayetler ve savaşlar gibi bugün mantık dışı bulduğumuz olayların daha az olduğu kesindir. Bu durumda kollektif olarak daha mutlu olmamız gerekmez miydi? Şöyle bir istatistik verilmişti. 2002 yılında dünyada 57 milyon ölümün 172 bini savaşlar 569 bini de cinayet yüzünden gerçekleşmiş. ( Toplamda 714 bin ölüm insan şiddeti kaynaklı) Buna karşılık 873 bin kişi intihar etmiş. Üstelik geçen yılda veriler değişmemiş 2019 yılında dünya da ortalama 800 bin kişi intihar etmiş ve verilere göre her 40 saniyede bir kişi intihar ediyor.  Kollektif olarak mutluluğumuz artmış fakat bireysel olarak mutsuzluğumuz tavan yapmış durumda. Linkini bıraktığım haberde Almanya İntiharı Önleme Ulusal Programı Başkanı Barbara Schneider İlişki kurdurmanın ve sürdürmenin önemine dikkat çekmiş. Yani ilişki kuranlar ve sürdürenler hayata bir şekilde daha fazla tutunuyor ve yaşamak için bir çabası oluyor. Yaşamak için çabamız olmalı mı ya da neden mutlu bir bekar olamayalım ki? 

Yuval Noah Hararı Sapiens'in Kimyasal mutluluk bölümünde tam da konuyla ilgili şöyle bir şey diyor; '' Mutluluğa öncelik veren doğal seçilim mekanizması yoktu, yani mutlu bir bekarın genetik soyu tükenirken, mutsuz ebeveynlerin genleri bir sonraki nesle sorunsuz bir şekilde geçer. Mutluluk ve mutsuzluk hayatta sadece evrimde kalma ve üremeyi etkiledikleri sürece rol oynarlar.

Bu yazıda daha çok post dönemden bahsedecektim ya işte oraya geliyorum. Yvonne Roberts (İngiliz bir gazateci) dönem ve ilişki bağlarıyla ilgili şöyle konuşuyor. 21. yüzyılda evlilik bağını benimsemek ancak kurutma kağıdından yapılmış bir salla denizde açılmak kadar akıllıcadır. Çünkü bu dönemle birlikte aile fertlerinin yıl boyunca değişmemesi ihtimali oldukça azalmaktadır. Ortalama bir çocuğun seçebilieceği bir kaç aile evi vardır. Ancak hiç biri biricik gerçek yuvaymış gibi gelmez!

Değinmek istediğim yer tam olarak yuva kısmı aslında. Daha çok kavramı. Modern dönemler başlamadan önce bir şekilde kodlarımıza yuva kavramını işledi. ''Huzurlu sıcak bir yuva'' kavramı. Eğer bu kod bize hiç işlenmeiş olsaydı şu an çok daha mutlu olabilirdik. Hepimizin bir şekilde evi var ancak bunlar yuva değil mi? Bu dönem bize bu ikiliği yarattı. Hem birey olmanın yalnız ve özgür olmanın cazibesinden kurtulamadık hem de sıcak bir yuva arayıp durduk.

Geçmiş kodlarımız modern kodlarla birleşinde bireyi büyük bir karmaşaya sürükledi. Toplumsal olarak daha az felaketlere maruz kalsakta bireysel olarak iç verimi çok iyi yönetemiyoruz. Bu durum bizi şöyle sürüküyor. Kendi kişisel hikayelerimiz etrafımızdakilerin hikayeleriyle uyumlu olduğu sürece hayatı biraz anlamdırabiliyoruz ve bu bilinçle mutlu olabiliyoruz. Ve ne yazık ki benim kişisel hikayelerim çoğunlukla uyumluluk içinde değil.

Bu durumda aslında üzücü çünkü bir yerde mutluluk kendimizi kandırmaya çıkıyor. Bu durumda dengede kalabilmek çin olabildiğince yaşadığımız şeyleri tanımlamak gerekiyor. Aslında Akan Abdula'nın geçtiğimiz ay Tedx konuşmasını bırakmak isterdim buraya orada çok daha ürpertiçi öngörüleri vardı ancak henüz yayımlanmamış.Onun yerine 2019 konuşmasının linkini ekliyorum. Belki bir nebze neye dönüşmek istediğimizi ve tanımlamızı kolaylaştırabilir.

 

 

Tepkileriniz Nedir?

like
3
dislike
0
love
2
funny
0
angry
0
sad
0
wow
0
Reklamlar
Reklamlar
Reklamlar