Sanat İmgeleminin Toplumsal Cinsiyetteki Rolü

Öncelikle bu yazıyı kaleme alırken uzun uzadıya düşünerek sanatın ince kıvrak zekasının genişliğini ve sanatın diğer alanlarındaki diyalektik gücü aktararak öze dair bize bir şeyler fısıldadığını bu kertede aktarmak durumundayım.

Sanat İmgeleminin Toplumsal Cinsiyetteki Rolü
Reklamlar
Reklamlar
Reklamlar

Sanat İmgeleminin Toplumsal Cinsiyetteki Rolü

Dilin kelimeler arasındaki sunduğu parçalarla sizlerle birlikte yeniden bir anlam düzeyi oluşturmak yeni bir kavrayış yaratarak yaşamın toplum içindeki sızılarının aslında birer inci tanesi olduğunu gelin birlikte hissedelim. Sanıyorum ki, sanat ve diğer alanlar esasında bize yaşamsal anlamda bizi besleyen tuzlu su gibidir. Suyu içme ihtiyacı ve aynı zamanda onu içmeden önce  tuzlu olduğuna dair usumuzda yer alan bilgi üzerine düşünmeliyiz. Yaşam ile sanat ve hatta insan bilinci böyle bir şey olsa gerek. Olgulara ihtiyaç duyan bilim adamları gibiyiz. Yaşama dair bir açıklama gereksinimi aslında bizim tuzlu suyumuz olarak idealize edelim. Her ne kadar  tuzlu suyu içmekte zorlansak da  yaşama dair anlamlandırma ihtiyacımız onu içmemiz de yani yaşama devam etmemizde içsel bir ihtiyaçtır.

Asıl Konu:

Gelelim esas konuya, öncelikle Sabahattin Ali'nin yazmış olduğu Kürk Mantolu Madonna adlı eserdeki Raif Efendi karakteri ile Metin Erksan'ın çekmiş olduğu Sevmek Zamanı adlı filmdeki Raif Efendi karakterleri arasındaki bağıntıdan yola çıkarak sanatın toplumdaki kadın -erkek imgelemi üzerine analizlerini ve bu analizlerinden yola çıkarak aslında yaşam teorisi  ile sanat ilişkisine değinmek istiyorum. Sabahattin Ali'nin Kürk Mantolu Madonna adlı romanındaki Raif Efendi karakteri Berlin'deki sanat galerisinde karşılaştığı Andrea Del Sarto tarafından resmedilen " Madonna de Arpie" adlı tabloya aşık olur. Aslında tabloda onu çeken ve aşk ve sevi duygularını ortaya çıkaran şey sanatın insanın  düşünsel gücüyle  kurduğu puzzleda bulunan kayıp parça gibidir. Tablodaki Madonna  karakterinin  aslında  kusursuzluğu ve mükemmelliği Meryem Ana ile ilişkilendirilerek  yeni bir anlam yaratılır. Böylelikle  sanatla birlikte aşkın  ve kendi özsel yaşamının yeni bir açıklaması doğmuştur.

Bu tabloyla Raif Efendi sıkıcı ve anlamsız olarak gördüğü hayatındaki anlam arayışında  yeni bir yol çizmeye  başlamıştır. Yetiştiği toplumda kendisine tesadüfler sonucu yeni bir simge yaratmıştır. Aşkın ve yaşamın simgesi geleneksel kadın ögesinden soyutlanmış toplumdan bağımsız bir figür adeta bir Tanrıça haline gelmiştir.  Herkesin gördüğü tabloya kendisi yeni bir anlam yeni bir duygu  yükleyerek  Kürk Mantolu Madonna'yı kendi kurduğu  düşsel gücüyle  farklı bir form tasarlamıştır. Sevgiyi toplumdan hem bağımsız hem de toplumun içinde var ederek kendine özgü aşkın ideasından sanatın mükemmelliyetine doğru bir yola çıkmıştır. Kürk Mantolu Madonna'yı toplumdaki kimse incelikle bakmaz aşk yada sevgi imgesini bu tabloya atfetmez. Çünkü bu tür duygulanım durumları idealize edilmekten öte maddesel bir şekilde tüketilmektedir. İdeal aşk ve sevgi kavramı toplumdaki kadın-erkek imgelemi gibi şekillendirilmez ,yargı barındırmaz. İdealize edilen de her zaman bir fikir ve o fikrin kusursuzluğu göze çarpar. Ancak ideal bir sevgiden yolan çıkan bireyler tarafından algılanabilir.

 Raif Efendi  karakteri aslında topluma sinmiş bir karakterdir. Tahsilini yapmaması için Avrupa'ya eğitime gönderilen  Raif burada zorunluluk ve yaşamı bir sigorta poliçesi olarak değerlendirmeyerek  arayışlar, kavrayışlar ve yaşamı tanıma sürecine girmiştir.Toplumla birlikte gelişme sürecine giren birey , zaman ilerledikçe kadın-erkek imgeleminin  zihninde etkisiyle kozalağından çıkmayı reddeden bir bir tırtıla benzemiştir. Çünkü, bu imgelem-Kürk Mantolu Madonna ve diğer kadın ve erkek figürleri- bize realiteden uzak görünür.  Bununla birlikte toplumsal cinsiyetteki kadın-erkek figürü imge ile buluştuğu zaman aradaki uçurum bireyi ürüküterek kozalağına geri dönmeye ya ideaya yada topluma yabancılaşmaya iter. Raif Efendi'nin  resmini seyrederken farkına vardığı aslında bir iç huzurdur. Toplumdaki yargılar ,ötekileştirmelerden uzak bir iç huzur olarak nitelendirebiliriz.  Sanatın rolü duyguların idealaştırılması ve mükemmeliyete ulaşarak bireyin yaşamda kendini var ederkenki iç huzurunu sağlamasıdır.Sanat bu süreçte bireye yol arkadaşı olmaktadır.

Çünkü insan hayaliyle kurduğu bağda ruhuna daha yakın olacağını hisseder. Bu toplumsal cinsiyetteki gerçek olarak nitelendirilen çıkarımların kalbini ve ruhunu kör edeceğini düşünür. Sevgi ideasının azami ölçüde kalması sağlanır.

Metin Erksan'ın 1965 yılında  çekmiş olduğu Sevmek Zamanı adlı filminde de aynı şey söz konusudur. Hali karakteri boyacılık mesleğiyle uğraşmaktadır. Boyama işini yapmak için gittiği evin duvarında asılı olan resme aşık olması aktarılır.  Filmdeki diyaloglar aslında imge ile toplumsal cinsiyet arasındaki uçurumu net bir şekilde gösterir.

"-Halil: Resminle benim aramdaki bir durum, seni ilgilendirmez. Ben senin resmine aşığım.

-Meral: İyi de aşık olduğun resim benim resmim. İşte bende buradayım, söyleyeceklerini dinlemeye geldim.

-Halil: Resmin sen değilsin ki. Resmin benim dünyama ait bir şey. Ben seni değil resmini tanıyorum. Belki sen benim bütün güzel düşüncelerimi yıkarsın.

-Meral: Bu davranışlar bir korkudan ileri geliyor.

-Halil: Evet. Bu korku sevdiğim bir şeye ebediyen sahip olmak için çekilen bir korku . Ben senin resmine değil de sana aşık olsaydım ne olacaktı? Belki bir kere bile bakmayacaktın yüzüme. Belki alay edecektin sevgimle. Halbuki resmin bana dostça bakıyor. Ve ebediyen bakacak."

Yukarıdaki diyalog bile aslında  bu imgenin ne denli önemli olduğunu ortaya çıkarıyor.  Raif Efendi, Halil karakteri ve daha bir sürü karakter toplumsal cinsiyetteki rolleri altında ezilirken  sanat yoluyla  esasında  hayal dünyalarındaki  imgelerle sevgi ve benzeri duyguları yaşayabilmektedirler. Böylelikle Camus'unun ileri sürdüğü yaşama iç güdüsü kavramının sanat yoluyla bireyde ne denli iç huzur ve mutluluk sağladığını ruhumuzu beslediğini de söyleyebiliriz. Sanatın idealar dünyasına açılan bir pervaz olduğu ve bu pervazın o gerçeği görmede ve o özün çekirdeğini bulmada yardımcı olacağı temennisiyle.

Sevgiyle kalın...heart

 

Tepkileriniz Nedir?

like
1
dislike
0
love
0
funny
0
angry
0
sad
0
wow
0
Reklamlar
Reklamlar
Reklamlar